Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood

Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood

Geçtiğimiz aylarda açıklanan Book Prize'ın bu yılki sahiplerinden biri olan Margaret Atwood’un uzun yıllardır çok satanlar listesine sık sık konuk olan romanı Damızlık Kızın Öyküsü, Merhaba Kitap Kulübü’nün ekim ayı etkinlik kitabıydı.

 

Kulüp üyeleri ile birlikte okuduğum ve hakkında uzun uzun sohbet etme şansı yakaladığım kitaba dair belirtmek istediğim ilk husus, bu zamana kadar okurken mide ilacı tüketmek zorunda kaldığım tek roman olması.
O kadar gerilim, kan dolu polisiye kitap okumuş bünyem, resmen bu kitapta kadınların maruz kaldığı olayları kaldıramadı.

 

Margaret Atwood’un ütopya ve distopya türlerini kendine has bir üslupla aynı potada eritip “üstopya” olarak nitelendirdiği yeni bir tür olarak kaleme aldığı kitaplarla biliniyor. İlk olarak 1985 yılında yayımlanan Damızlık Kızın Öyküsü / The Handmaid’s Tale aynı isimli bir dizi uyarlamasına da sahip. Damızlık Kızın Öyküsü’nün devam kitabı ekim ayında yayımlandı ve yazara ödül getiren The Testaments henüz dilimize çevrilmedi.

 

Kitap erkek egemen bir toplumda kontrol altında tutulan üremenin gizli kapılar ardında ve hiç de hoş olmayan eşleştirmelerle yapıldığı distopik bir dünyada geçiyor. Benliklerinden soyutlanmaları için isimlerini bile unutmak zorunda bırakılan kadınlar, toplumun dışına itilmek tabiri az kalır bir muameleye tabi tutuluyorlar. Hiçbir alanda özgür olmadıkları gibi, özgürlüğe dair düşünceleri bile yasaklı gören bir zihniyetin empoze edildiği bu kadın topluluğunun kendine has ve uyulması zorunlu onlarca kuralı var.

 

En küçük bir hareket özgürlüğü dahi tanınmayan kadınlar onlara sahip olan adamların isimleriyle anılıyor. İntihar etmelerini önlemek amacıyla bulundukları odada tek bir çivi bile bulunmasına izin verilmiyor. Toplumdan, duygulardan, özgürlükten ve en önemlisi insani muameleden uzak sürdürdükleri hayata bir Damızlık Kızın gözünden eşlik ediyoruz.

 

Her ne kadar distopya türünün başarılı bir örneği olsa da kitap günümüzden o kadar çok söylem içeriyor ki, bu durum kitabı okumayı bir kat daha zorlaştırıyor. Kadınlar çoğu ülkemizde de dile getirilen sözlerle içinde bulunduğu koşullara alıştırılmış ve yaşadıkları bu kötü gidişat aşama aşama empoze edilmiş.

 

Margaret Atwood kitabın önsözünde “Kadınların ve bebeklerin üzerindeki denetim, her baskıcı bir özelliği olmuştur.” diyor.  Kitap bu sözün ispatı nitelikte olayları sonu belirsiz bir hikayeyle okuyucusuna aktarıyor.

Çarpıcı, düşündüren ve yer yer kan donduran bu akıcı romanı, özellikle kadınlar başta olmak üzere her okurun okuması gerektiğini düşünüyorum.


Not: Kitap uyarlaması diziyi henüz izlemediğim için yorum yapamadığımı belirtmek isterim.

Yayınlanma Tarihi: 28 Kasım 2019
Etiketler:

kitap mimarı, kitap yorumu, damızlık kızın öyküsü, the handmaid's tale, the testaments, damızlık kızın öyküsü kitap yorumu, distopya, roman, dünya edebiyatı, booker prize, margaret atwood, doğan kitap

Bunlara da Gözatın

Güzel Yazmanın Püf Noktaları – Stephen Wilbers

Güzel Yazmanın Püf Noktaları – Stephen Wilbers

            Pay Kitap’ın okuyucularla buluşturduğu Güzel Yazmanın Püf Noktaları “Yazınızı Dön&

Mor Kaftanlı Selanik – Yılmaz Karakoyunlu

Mor Kaftanlı Selanik – Yılmaz Karakoyunlu

     Akıllarda ve yüreklerde yer eden siyasi ve toplumsal olayları romanlarında işleyen Yılmaz Karakoyunlu, Mor Kaftanlı Selanik romanında milyonlarca insanın hayatını

Bize Bıraktığın Sözler – Brooke & Keith Desserich

Bize Bıraktığın Sözler – Brooke & Keith Desserich

     Brooke ve Keith Desserich çifti iki kızıyla beraber sıradan bir hayat yaşarken, 6 yaşındaki kızları Elena’nın beyin kanse